Çocukların Tecavüzcüsü ile Evlendirilmesi Tecavüzü Meşrulaştırmaktır!

Çocukların Tecavüzcüsü ile Evlendirilmesi Tecavüzü Meşrulaştırmaktır!

Çocukların Tecavüzcüsü ile Evlendirilmesi Tecavüzü Meşrulaştırmaktır!

“Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Unsurlar İle Boşanma Olaylarının Araştırılması ve Aile Kurumunun Güçlendirilmesi İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu”nun onayladığı rapor, çocukların cinsel istismarının “rızaya” dayalı olabileceğini ama yine de suç olarak kalması gerektiğini söyledikten sonra, çocuk istismarcısının tecavüz ettiği çocukla 5 yıl boyunca “sorunsuz” ve “başarılı” bir evlilik sürdürmesi halinde denetimli serbestlikten yararlanmasını öneriyor. Eğer istismarı gerçekleştiren de 15 yaşın altında olursa istismar suç olmaktan çıkarılıyor. Bu da ailelerin 15 yaş altı çocuklarını (şimdilik resmi nikahla olmasa bile) fiilen “evlendirmelerinin” yolunu açıyor.

Tecavüze ve cinsel istismara uğrayan bir çocuğun bunu kendisine yapan kişiyle evlendirilmesinin, en az tecavüz kadar ağır bir travma olduğunu belirten Aile Terapileri ve Terapistleri Derneği (TERAPİDER) Genel Başkanı Uzm. Dr. Taner Canatar açıklamasında; ‘Cinsel taciz veya cinsel istismar; çocuğun cinsel haz amacıyla zorla ya da ikna edilerek cinsel etkileşime maruz bırakılmasıdır. Cinsel istismar faillerinin durumu da pedofili (sübyancı, cinsel sapkın) olarak adlandırılır. Yetişkinlere taciz veya tecavüzden farklı olarak, failler çocuklara eylemlerini anlık bir cinsel dürtü sonucunda değil, genellikle önceden planlayarak ve hazırlanarak gerçekleştirirler. Üstelik bunlar çoğunlukla çevreleriyle uyum içinde yaşayan ve şüphe uyandırmayan meslek ve statü sahibi olan ve de ne yazık ki öğretmenler, akrabalar, komşular gibi çocuğun tanıdığı, güvendiği kişilerdir. Cinsel şiddet ve tecavüz, kime yönelik olursa olsun kabul edilemeyecek, özrü ya da hafifletici nedeni olmayan bir suçtur; üstelik savunmasız küçücük çocuklara yönelik olduğunda ise bir tür vahşettir. Çocuklara yönelik her türlü cinsel istismar aile ve toplum için onarılması çok zor sorunlara ve de geri dönülemez sonuçlara yol açabilen toplumsal bir suçtur. Bu bağlamda mağdurun tecavüzcüsü ile evlendirilmesi veya evlendirilmeye teşvik edilmesi çok yanlış bir uygulamadır. Bu fikir, hem evlilik kurumunun hem tecavüzün hem de tecavüz sonrası psikolojisinin bilinmemesinden ve hafife indirgenmesinden kaynaklanmaktadır. Birbirine zıt iki kavram olan evlilik ve tecavüz olayının birleştirilmeye çalışılması en hafif deyimiyle abesle iştigal etmektir. Bu öneriler ancak ve ancak işlenen suçları özendirir çünkü bu bakış açısı tecavüzü cinsellik olarak görmekte ve normalleştirmektedir. Oysaki tecavüz bir cinsellik değildir, temel insan haklarına yapılmış alçakça bir saldırıdır. Ayrıca sağlıklı evlilikler sevgi, saygı ve güven üzerine kurulabilir. Tecavüz travması ve psikolojisi içerisinde olan mağdurların evleneceği tecavüzcüye sevgi, saygı ve güven duyması imkansızdır. Bu nedenle bir ömür boyu güven duygularından yoksun, çaresiz güvensiz, huzursuz olan tecavüz mağdurları mutsuz olacak ve mutsuz edeceklerdir.’ dedi ve ekledi; ‘Cinsel istismarı önlemede en temel yaklaşım cinsel eğitimdir.  TERAPİDER ve Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED)’ nin de ısrarla vurguladığı üzere anaokulundan başlayarak Cinsel Eğitim yasal olarak şart olmalıdır.’

TERAPİDER Genel Sekreteri Psikolog Hatice Ertuğrul ise açıklamasında şunları ifade etti; ‘Cinsel olarak tacize uğrayan çocuklar ve ailelerinin acil profesyonel değerlendirme ve tedavi görmeleri gerekir. Tacize uğrayan çocuklara, yeniden özsaygı ve özgüven kazanabilmeleri, tacizden kaynaklanan suçluluk duyguları ile baş edebilmeleri ve travmanın üstesinden gelme sürecine girmeleri için uzman terapistler yardımcı olabilir. Bu tedavi, çocuğun yetişkinliğinde ciddi sorunlar geliştirme riskini de azaltacaktır. Ülkemizin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre, 18 yaşını doldurmamış olan herkes çocuktur. Yasalar önünde de çocuklara cinsel istismar ve tecavüz en ağır şekilde cezalandırılması gereken bir suç olarak kabul edilmeli bunun için gerekli düzenlemeler acilen yapılmalıdır. Ayrıca ebeveynlerin, başta yazılı ve görsel medya olmak üzere çeşitli eğitim yöntemleriyle erken yaşta evlilik, kadın hakları, çocuk hakları, aile içi şiddet gibi önemli konularda bilinçlendirilmeleri gerekmektedir. Cezai yaptırımların caydırıcı olacak şekilde yeniden düzenlenmesi, 18 yaş altındaki evliliklerin yasalarla kesin bir şekilde engellenmesi, özellikle kız çocuklarının eğitime dahil edilmesi, kadınların iş kurma ve meslek edinmeleri ile ekonomik anlamda özgürlüklerinin sağlanması, toplumun cinsel istismar, cinsiyet ayrımcılığı ve toplumsal halk sağlığı konularında bilinçlendirilmesi projeleri acilen hayata geçirilmelidir. Aslında ne koşulda olursa olsun erken yaşta yapılan evliliklerin sonucu baştan bellidir. Bu evlilikler, yıpranmış ailelere, mutsuz çiftlere, ortada kalmış ve psikolojik sorunlarla büyüyen çocuklara yol açmakta ve de yeni neslin sağlıksız ve yetersiz bir şekilde gelişmesine neden olmaktadır.’

Bu gönderiyi paylaş